ZEUGMA
Submitted by: Prof. Dr. Ömer Tarım
Amerika'da bir televizyon programı. Konu Zeugma. 'Turkey' sözü kulağıma çalındığı için bütün duyularımı televizyona yönlendiriyorum. Zeugma'daki tarihi buluntulara ve sanat eserlerine hayran olmamak mümkün değil. Beni rahatsız eden ise görüntülerle ve satır aralarında verilen mesaj.
İnsanların 2000 yıl önceki yaşamı sürdürdükleri söyleniyor ki bu maalesef doğru. Metal dedektörü ile sahada gezen yabancı arkeologu hayranlıkla ve şaşkınlıkla izleyen bölge insanlarının görüntüleri araya serpiştirilmiş. Fondaki duygu yüklü saz müziğinin eşliğinde Helenizm ve Doğu Roma uygarlığı anlatılıyor. Fransız arkeologun başkanlığındaki uluslararası araştırma grubu hummalı bir çalışma içinde zamana karşı yarışıyorlar. Elde edilen verilerden, bilgisayar yardımıyla, tarihi şehrin üç boyutlu görüntüsü çıkarılıyor. Kazma ve taşıma gibi kaba kuvvet gerektiren işler bölge insanı tarafından yapılıyor. Uluslararası arkeolog grubu içinde ise bir tane Türk yok. Altı haftalık zaman baskısını yapan Türkiye Cumhuriyeti. Bu süre sonunda, inşaatı biten baraj su almaya başlayacak ve 'uygarlık sular altında kalacak'. Bu arada, evinden çıkarılan 30,000 kişinin yerleşeceği geçici konutların bitmediği de söyleniyor. Tabi ki bu dev projenin bölge insanına getireceği refahtan söz edilmiyor. Bunun yerine, kendi evini yıkan ve buradan elde ettikleri inşaat malzemesini yeni ev yapımında kullanacak insanların görüntüleri ile dramın boyutları artırılıyor.
Türkiye Cumhuriyeti'nin dev bir projeyi gerçekleştirmesinin hiçbir önemi yok. Türkiye Cumhuriyeti, Helenizm uygarlığını yok ederken aynı zamanda kendi insanını da acımasızca mağdur ediyor. Halbuki dünyada baraj yapımı nedeniyle su altında kalan tek tarihi bölge Zeugma değil. Bunun sayısız örneği var. Acaba ortaya çıkan eserler Roma değil de Selçuk uygarlığına ait olsaydı, batı aynı olumsuz propagandayı yapar mıydı? Acaba Selçuk uygarlığının eserleri için de batılı arkeologlardan mı yardım isteyecektik?
Bergama'daki altın madeni konusunda olduğu gibi, batılılar tarafından özellikle propagandası yapılan konularda madalyonun diğer yüzünü de iyi düşünmemiz gerekiyor. Bu konuda Dr. Hablemitoğlu'nu okumanızı öneriyorum.
Bu programı izlerken insan neye üzüleceğini şaşırıyor. Medeniyetlerin beşiği ve kavşak noktasındaki Türkiye'de hiç mi arkeolog yok ki bütün bu etkinlikler batılı arkeologlar tarafından yürütülüyor? Bu onlara aynı zamanda buluntularını dilerlerse bize vermeleri, dilemezlerse alıp götürmeleri hakkını da vermiyor mu? Aynı zamanda ülkemiz aleyhinde propaganda niteliği taşıyan görüntülerin çekilmesi için gerekli ortamı neden gümüş tepside onlara sunuyoruz? Yoksa batılıların Sevr hayallerini sürdürmeleri için gerekçe mi yaratmak istiyoruz? Denebilir ki, anlaşmalar çerçevesinde batılı arkeologları da çağırmak zorundaydık. Böyle bir anlaşma varsa bile, bütün kontrolu onlara bırakmak anlamına gelmemeli.
Türkiye'nin elindeki insanlığın ortak mirası olan hammadde ile dünyanın en gelişmiş arkeoloji bilimine sahip olması gerekir. Her alanda olduğu gibi arkeolojimizi de tamamen batılılara teslim edip kendi arkeoloji mezunlarımızı tamamen ilgisiz alanlarda çalıştırmamız hangi mantıkla açıklanabilir? Halbuki bu alana yapılacak yatırım bizi sadece bağımlılıktan kurtarmayacak, saygınlığımızı geri alırken ortaya çıkarılan ve restore edilen eserlerle yeni turizm bölgeleri gelişecek ve ekonomimize katkıda bulunacaktır. Türkiye'de acil arkeoloji seferberliği gerekmektedir.
Not: Bu program PBS televizyonunda yayınlandı. Hemen her programın video kaseti satıldığı için program bitiminde örütbağa baktım; ama bu kasetin satılmadığını öğrendim. Daha fazla bilgi edinmek isteyenler www.pbs.org sitesine girip Zeugma sözünü arayabilirler.
